BERA TOPRAK - Adaletin İzinde

2014-03-14 07:41:00

Fiat justitia ruat caelum! Bu tür Latince özdeyişler, eski çağlardan bu yana insanların toplum düzenine ve adalete ne kadar ehemmiyet verdiklerinin işaretidir. Cümlenin kısaca tefsiri, “Adalet yerini bulsun da isterse kıyamet kopsun.”şeklindedir. Toplumda anarşinin hâkim olması, hiç kimsenin işine gelecek bir şey değildir. Çünkü insan yığınları bir seldir, o selin önünü almak imkânsızdan da ötedir. Akıntının yönünü doğru ayarlayamayacak olursanız, vardığı her yeri tahrip eder ve harabeye çevirir. İşte anarşinin hâkim olduğu ortamlar böyledir. Anarşinin hâkim olduğu ortam demek, toplumsal kuralların olmadığı veya varsa bile uygulanmadığı yerlerdir. Adam öldürmeler, hırsızlıklar, yağmalar, tecavüzler alır başını gider. Kimse kimseye karışamaz. Bu örnek için fazla uzağa gitmeye gerek yok. Irak, her gün patlayan bombalarla bir anarşi cennetidir. Cami patlatan Şii ve Sünni kardeşler birbirlerine ne kadar teşekkür etseler azdır(!) Eski Ahit ve Yeni Ahit’teki kapsama hâkim olmamakla birlikte; Kur’an, açık bir şekilde Âdem’in kendi haline bırakılmadığını belirtmektedir. Allah’ın, yeryüzündeki ilk insana, ilk peygambere suhuf indirmesinin bir gerekçesi olmalıdır. Çünkü insan yapısı itibariyle sınırlanmadığı takdirde önüne gelen her şeyi yakıp yıkmaya meyilli, kafasına eseni gerçekleştirmeye potansiyeli olan bir varlıktır. Bu tespiti elbette insanın mühendisi olan Yüce Allah yapmış ve eşref-i mahlûkatın, esfel-i safilin olmaması için uyarıcılarını ulaştırmıştır. Toplum düzeni işte bu kadar mühim ve pamuk ipliğine bağlıdır. En küçük bir hatada düzenin alaşağı olması içten bile değildir. Hukuk felsefesini... Devamı

Meva KARAKAYA - Muhacir Nazlıdır, Hicret de Gözyaşı

2014-03-14 07:38:00

  Açık kalan pencereden giren soğuk esintiyle açtı gözlerini… Doğrulmaya çalıştı ama kalkamadı hemen. İnce ince sızılar nefes almasını zorlaştırıyordu… Dizleri üzerinde pencereye ilerledi. Aynı anda ilahî ezan sesleri yükseldi camiden. Kelime kelime tekrar etti bu nağmeleri, tekrar ettikçe huzur doldu yüreği. Bakışları taştan tabutu andıran şehre kaydı usulca… Bir tek ışık bile yanmamıştı namaz vakti girmesine rağmen… “Hasbunallah!” dedi gayr-ı ihtiyarî Enes. “Ya Rabbi! İman dalgalarını gönder insanlığa, onları düştükleri kuyudan iman kervanları ile kurtar. Bize de merhamet et…” Neden sonra buğulandı gözleri, uzaklardan bir hüzün geldi yüzüne oturdu… Hayâl âleminde bir bir sahnelendi yaşadıkları… Çocukluğuna gitti, öğrencilik yıllarına, okuldaki davet çalışmalarına ve ondan sonraki zorlu yıllara… Birden acı ile buruşturdu yüzünü, sağ tarafına dokundu, ıslaktı yarası. Kanamış, sızlıyordu… … Hicretinden birkaç gün önce teröristler köyü basıp evleri taramıştı. Onlarca kişi yaralanmıştı ve Enes de bunlardan biriydi. Sağ böbreğinin üst kısmına aldığı kurşun hastanede çıkarılmış fakat yarası iyileşmeden hicret etmişti köyünden… Son zamanlarda iyice kötüleşen yarası dayanılmaz acılar veriyordu. Ama şikâyet etmiyordu Enes, aksine hamd ediyordu. “Allah içinse, kanım da fedadır canım da!” diyordu. Hakkında açılan dava da sonuçlanmış, müebbet hapis cezası almıştı.  Haberi duyunca Yusufî bir gülümseme yayılmıştı yüzüne, “Allah büyük” dedi. Annesi tedirgindi, başörtüsüyle yüzünü saklayarak gözyaşı dök&... Devamı

Muhlis HAFIZOĞLU - Mustazaf Ümmetin Gönlü Yetim Yavrularına

2014-03-14 07:35:00

  Her şey Hüseyni direnişin muştusu ile başladı. Yayıldıkça taban bulan, anlaşıldıkça uğruna canlar feda edilen bir muştuydu. Derslerine iyi çalışmıştı Hüseyniler. Tevhid mücadelesinin hamuru ile yoğruluyorlardı, bu muştu etrafında toplananlar. Bu defa mücadeleyi başlatan peygamberler değildi. Tevhid mücadelesinin öncü kadrosu olan peygamberler (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) ve bu mükemmel kadronun lideri Hz. Peygamber (sav)’ den derslerini alan yiğitler sahnedeydi bu defa. Tarih Asr-ı Saadetten sonra tekerrür eden olayları yazıyordu. Tarih evlerimizin içini, baskınları, operasyonları, boykotları, şehadetleri, muhaceratları ve davaları için mücadele edenlerin savaş meydanı olan zindanları yazıyordu. Babalarımız, amcalarımız, dayılarımız, abilerimiz… Mücadele bayrağını devralanlar en yakınlarımızdı bu defa. Kitapların arasına sıkışmış ve ulaşılmaz bir tablo haline gelen İslami Mücadele evimizin içine kadar girmişti. On dört asır önce yaşananlar, artık küçücük gözlerimizin önünde yaşanıyordu. Camilerde öğrendiğimiz siyer derslerini Amed sokaklarında teneffüs ediyorduk. Küçüktük… Minnacık yüreğimizde dağlar kadar gam taşıyorduk bilmeden. Bilmediğimiz bir ağırlığın altında pişiyorduk. Meğer Muhammedi mesajın Hüseyni muştuyla bize ulaşmasının ağırlığıymış. Körpecik bedenlerimize ateşten gömlek  giymişiz de haberimiz yokmuş. Küçüktük… Babalarımız her defasında evden çıkarken annelerimizin gözyaşları ve dillerinde ayetler. Biz ise manasız manasız el sallardık. ‘Gelecek olan ancak dava yolunda çalışarak gelir’ mesajını anlayacak yaşa geldikten sonra ellerimizi taşın altına koyabilmek içinmiş meğer. El sallayan çocukların  sapa... Devamı

Ahmet BURAK - Direniş Ve İzzetin Meş’alesi: Şeyh İzzedin El Kass

2014-03-14 07:34:00

Şehid İzzeddin el Kassam, hem âlim hem mücahid hem de aziz bir komutandı. Kana boyanan Şubat kardelenleri Şehid Şeyh Ragıp Harb, Hama, Humus, Abbas Musavi, Molla Zeki, El- Benna, Şeyh Şamil, Metin Yüksel, El Hac İmad Muğniye, Süleyman Akyüz, Malcolm X, Molla Gıyasettin, Esad Erbili, İskilipli Atıf Hoca, El Halil Cami, Salih Turan ve daha niceleri gibi el-Kassam da kanını ve ömrünü Allah Azze ve Celle’nin yoluna adadı. HAYATI VE MÜCADELESİ Şehid İzzeddin el Kassam, Suriye’nin Lazkiye şehrinin Cebele kasabasındandır. 1882 yılında doğan Şehid, çocukluğunu ve gençliğinin ilk yıllarını Cebele’de geçirdi. 1900’de Ezher’de okumak için Kahire’ye gitti. El-Ezher’de öğrenim gördüğü süre içinde Mısır’daki İslâmi hareketin ileri gelenleriyle görüşüyordu. 1906’da buradaki ilmi tahsilini tamamladıktan sonra çeşitli yerlerde davet ve eğitim faaliyetleri yürütmeye başladı. Şehid dönemin Müslümanlarının geri kalmışlığını ve ahlaksal çöküntüsü görüyordu. Müslümanları yabancı istilasından korumanın ve kurtarmanın tek yolunun İslami diriliş ve direniş olduğuna inanıyordu. Şehid, bir seneliğine Türkiye’ye de gelip irşadlarda bulunmuştu. İzzeddin el Kassam tekrar Cebele’ye döndüğünde Kadiri tarikatı tarafından kurulan okulda dersler vermeye başladı. Tasavvuf’un yanında Kur’an tefsiri ve fıkıh konularında da dersler verdi. Şehid, 1911 yılında Cebele’de İslami davetiyle meşgul olduğu bir zamanda İtalyanlar Libya’yı işgal ettiler. Kassam da halkı cihada teşvik için seferber oldu. Selefi Ömer Muhtar ve mücahitleri Libya’da kahramanca direniyorlardı. Kassam’ın çalışmasıyla binlerce genç cihad için isimlerini yazdı... Devamı

A.Selam DURGUN - Davet Ama Neye?

2014-03-14 07:31:00

Bir önceki yazımızda davetin farziyeti meselesi anlaşıldıktan sonra vuzuha kavuşturulması gereken ve cevaplanması elzem olan soru şudur : ‘İnsanları neye davet etmeli?’ Namaz kılmaya mı? Zekât vermeye mi? Cennet ve cennetin nimetlerine mi? Bir cemaat veya gruba mı? Parti veya derneğe mi? Şefkat, merhamet ve hoşgörüye mi? Yoksa… Evet, bu soru cevaplandırılması gereken önemli bir sorudur. Belki de davet çalışmalarında görülen temel ayrılıkların, metodoloji ve üslup hatalarının hatta yanlışlıkların (ki bazıları kasıtlıdır) zemininde bu hususun doğru anlaşılmaması bulunmaktadır. Yani deyim yerindeyse bir dönüm noktasıdır. Öyle bir dönüm ki, İslami çalışma yapılması, insanların bilinçlendirilmesi düşünülürken, insanları İslam adına bozmaya, İslam’ı tahrif etmeye sebep olan durumlar husule gelebilir. Çoğu cemaat ve grupta görülen usul hatası bu noktadan başlamaktadır. Çetrefilli bir soru olan ‘neye davet etmeli’ sorusunun cevabını her hususta olduğu gibi yine Allah’ın kitabı, Peygamberin sünnet ve siyretinden öğrenmeliyiz. Bu dini bize vaaz eden ve dinin hükümlerini öğreten asıl kaynaklar bunlardır. Bundan dolayı bir kimse (ne kadar âlim ve bilgili olursa olsun) İslami hizmete adım atmışsa, bu yolda çalışacaksa yaptığı hizmet ve çalışmayı bu kaynaklarla destekleyip delillendirmelidir. Heva ve heves mahsulü, nitelikten çok niceliğe dönük çağrı ve çalışmalar, davetin mahiyet ve hedefine uygun işlerden değildir. Kitab-ı Mübin’de şöyle buyrulur: “Biz Nuh’u kavmine, onlara acı bir azap gelmeden önce (onları) uyar diye gönderdik. (Nuh) dedi ki ey kavmim ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a kulluk edin, O’ndan... Devamı

Mustafa KARAKAŞ - ASLANDAN KURBAN OLMAZ

2014-03-14 07:26:00

Hz. Mevlana, bir sabah namazından öğrencileriyle birlikte çıkıp, sabahın o tertemiz ortamında sohbet ederek, eski Konya’ya doğru yürümeye başlamış. Yolda ilerlerken birkaç aylık, yeni ayaklanmış eniklerin altüst, tatlı tatlı boğuştuklarını görmüşler. Müritleri, ‘Hocam, şu eniklere bakın. Ne kadar güzel geçinip, kendi aralarında eğleniyorlar’ deyince, Hz. Mevlana; ‘Siz onların aralarına küçük bir kemik parçası atın da o zaman görün kardeşliği’ demiş. Hz Mevlana’nın bu özlü ifadesi aklıma geldikçe şahsi çıkarlarını halka toplumsal menfaatmiş gibi göstermeye çalışan ve bunun üzerinden siyaset yürüten siyasetçiler kafamda canlanır. Dostluk, kardeşlik, barış sloganlarını bol keseden kullanan ve halkın kendisine verdiği yetkiyi su-istimal eden ve üstüne üstlük kendisinin dürüst bir insan olduğunu bize tasdik ettirmeye çalışan siyasetçiler… Seçim dönemleri dışında halka sarıldığını bir türlü göremediğimiz, halka olan özlemini muktedir olduğu dönemlerde sergileyemeyen-artık her nedense-,fakat seçim sathı mailine girdiğimizde salya-sümük halk aşkına bürünen zevat-ı muhteremler! Bir tarafta kendi partisini anlatırken asr-ı saadetten pasajlar sergileyen, lakin kendi yaşantısı asr-ı saadetle asla alakalı olmayan bir cenah; diğer tarafta halkım söylemlerini avurtlarını şişirerek çıkaran fakat halkı ideolojiye kurban etmeye hazır bir ekâbir takımı… Bir tarafta bıçağın ucu mütedeyyin halkın ciğerlerini delik-deşik ettiğinde bile görmeyen-duymayan, “sağır sultan”lık icra eden, lakin çakının ucu kendi derisine dayandığında “ey milleti İslam tanıyın bunları” repliğinde mazlumiyetini ilan etmede son d... Devamı

Mustafa KARAKAŞ - YENİ KONSEPTE KAN MI LAZIM?

2014-03-14 07:23:00

Paralel yapı ile Ak Parti arasındaki cedelleşme son sürat sürüyor. Olayın nereye kadar uzayacağı bu yazımızın konusu değil. Bu cedelleşmenin bölgedeki etkisini ele almak istiyorum Önce Urfa/Suruç’ta bir provokasyon girişimi oldu. Halkın emniyetinden sorumlu bir polisin Hüda Par İlçe teşkilatına çok yakın bir yerde duvara “bıji serok apo” yazdığı” ulusal medyaya yansıdı. Hüda Par gönüllüsü bu memuru fark ediyor. Elinde sprey boya ile ergen çocuklar gibi duvarlara yazı yazan memur durumdan yırtmaya çalışıyor ve Hüda Par ilçe yönetiminde görevli olan şahsa “ duvara yazı yazan sen misin?”diye soruyor. Tabi yüzde bir kızarma hali var mı bilemiyorum. Sonrasındaki gelişmelerden sanırım haberiniz vardır. Emniyet bu işi BDP’ye yıkmaya çalışıyor. Hüda Par yöneticisi olan ve polisi suçüstü yakalayan şahsı “bu yazıyı BDP’liler yazdı” ya ikna etmeye çalışıyor. Ama nafile. Provokasyon şimdi yargıya emanet. Bakalım nasıl neticelenecek.  ilk provokasyon Hüda Par gönüllüsünün hem olay yerine tevafuk etmesi hem de spreyci memurun yönlendirme çabasına rağmen basına yansıdı ve püskürtüldü. İkinci provokasyon Diyarbakır Ulu Camide gerçekleşti.28 şubat darbesini lanetlemek için bir araya gelen STK üye ve gönüllüleri bir anda şoke oldular.Çünkü cami avlusunda aynı kıbleye döndükleri bir kısım Müslüman hani nerden icap ettiyse “hükümeti protesto edeyim derken birden 28 şubatçıların yanında konumlandılar.”Elbette hükümet eleştirilemez değildir.Eleştirilebilir.Fakat 28 şubat cuntasını protesto edenlere “ayakkabı kutusu” derseniz ya da “hırsızlar” diye bağırırsanız ortaya &... Devamı

2009 Kahta Yerel Seçimlerde Oy Tablosu

2014-03-14 05:32:00

Kahta İlçesi'ndeki 29 Mart 2009 Belediye Seçimlerindeki tabloyu aşağıdan görebilirsiniz. 29 MART 2009 YEREL SEÇİM SONUÇLARI / KAHTA Seçmen Sayısı : 32.803 ________________________________________ Sandık Sayısı : 108 ________________________________________ Açılan Sandık Sayısı : 108 ________________________________________ Sayılan Oy Sayısı : 27.102 ________________________________________ Geçerli Oy Sayısı : 26.084 ________________________________________ Geçerli Oy Oranı : 96,24 ________________________________________ Katılım Oranı : 82,62 ________________________________________ OY ORANLARI VE ADAYLAR AKP % 27,93 7.286 İBRAHİM YUSUF TURANLI ________________________________________ SP % 26,56 6.927 ABDURRAHMAN TOPRAK ________________________________________ DP % 15,47 4.034 ÖMER YILANCI ________________________________________ ANAP % 12,01 3.133 AHMET TURANLI ________________________________________ BTP % 8,79 2.292 YASİN ERDEM ________________________________________ BBP % 5,15 1.343 MUSTAFA ARI ________________________________________ DTP % 3,22 840 MEHMET SIDDIK DEDE ________________________________________ MHP % 0,42 109 ALİ VEYSİ YILDIRIM ________________________________________ CHP % 0,41 107 MEHMET GÜRSES ________________________________________ LDP % 0,05 13 ABDULLAH ASLAN... Devamı

HER EVE BİR KUR'AN-I KERİM KAMPANYASI

2014-03-14 05:32:00

KAHTA PEYGAMBER SEVDALILARI PLATFORMU TARAFINDAN DÜZENLENEN KUTLU DOĞUM ETKİNLİĞİ KAPSAMINDA BU YIL HER EVE BİR KUR'AN-I KERİM KAMPANYASINA DESTEK VERMEK İÇİN İRTİBAT NUMARALARI; 1-0534 655 43 89 2-0534 365 61 70 Devamı